| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

İmgece

3 "eşim" etiketi kullanan gönderi "eşim" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Gittin...

Gittin…

Sensizliğin ilk günü. Gözyaşlarıma engel olmaktan vazgeçtim uzun yol yürüyüşümde. Gelen geçeni umursamadan hıçkırıklara boğuldum. Bu senin ilk gidişindi…

Yalnız kaldım koca kentte. Ben seninle alışamamışken bu şehre, sensiz nasıl yürürüm caddelerde…

Ne kadar da kendinden emin yürürmüşüm. Yetim kaldım bugün, kolum kanadım kırık…

Aslında benim hiçbir sorunum yokmuş. Yaşadıklarımın içinde en zoru buymuş. Ne kadar da büyükmüşsün sen. Herşeyimmişsin. Bunu biliyordum sanıyordum ama bilmiyormuşum.Gidişinle anladım…

Bugün sensizliğin ilk günü… Böylesine canım yanmışmıydı.  Yaşanan onca şeye rağmen, bu en sancılısı. Akşam olunca kulağım kapıda olacak. Anahtar sesini duyar duymaz fırladığım anlar gelecek aklıma. Ama o anahtar sesi duyulmayacak.

Gelsen çabucak, ah neler vermezdim. “Aşkım çok yorgunum” desende bende sana küsmesem. Yorgunluğuna yorgunluk eklemesem…

Ah nasılda canım yanıyor bir bilsen. Ben sana hiç bu kadar ağlamamıştım. Seninle uyanmanın hayalini kurduğum zamanlarda bile, umutsuzluğa kapıldığımda hiç bu kadar içim yanmazdı. Ama bu bambaşka. Garip… Tarif edebilmek mümkün değil. Döneceğini bile bile, içimi bunca acıtan ne?

“Çok para kazanacağım Aşkım, seni kimseye muhtaç etmeyeceğim” dedin ve gittin… Çok para değilmiş hiç bir şey. Sen olsan yanımdada hiçbirşeyim olmasa. Dönsen, hiçbirşey istemeceğim senden. Birşeyim yok demeyeceğim. Söz Aşkım, ne olur çabucak dön…

24.06.2009

Sensiz

Sen şimdi gideceksin ya,

Bir yanım yarım kalacak…

Sensiz sulayacağım fesleğenleri,

Eskisi gibi güzel kokmayacak…

Sen şimdi gideceksin ya,

Güneş hergün benim için batıdan doğacak.

Doğsun, sensiz hergünüm cehennem olsun…

Sen şimdi gideceksin ya,

Biliyorum, döneceksin…

Ama sensizliğin sancısı sardı bütün bedenimi,

Böbrek sancısı yada regl sancısı gibi değil,

Her yanım kanıyor sanki…

Sen şimdi gideceksin ya,

Git ama hemen dön sevdiğim.

Bebeğim, herşeyim…

Canım sevgilim…

23.06.2009

Aşkım'a...

Aşklarımda oldu, yaşanmışlıklarımda, yaşanmamışlıklarımda...

Uzun ayrılığın sonunda yanımdaydın... Yorgunluğunu atamadığın gecenin ardından başlanan yeni gün. Sabırsızlıkla beklenen akşam. Sonunda olmuştu. Eve gelmeni dört gözle bekledim ve geldin. Yanımdaydın. Fesleğen kokulu bir akşam yemeği... Gözlerin, ah o gözlerin... Beni içine hapseden, "Susmasa, hep konuşsa,  hep o konuşsada ben dinlesem" dediğim akşam yemeğimizin sonrası...

Sevmek öyle bir şey ki...

Sen sustun ben anlattım...

"Saatin alarmı çalmadan uyandı adam, üstünü giyindi, işe gitmek üzere yola çıktı. Öyle dalgındı ki, ineceği durağı kaçırdı. İşyerine ulaştığında bir bardak kahve aldı, arkadaşlarının yanına gitti.

Dünyanın bütün dertleri onun omzunda gibi duruyordu. Kafası karışıktı. İki kadın arasında kalmıştı. Hangisini seçeceğini bilmiyordu. Dostlarına anlattı. Bir çözüm istedi. Konu derinlemesine tartışılacaktı ama mesai başlamıştı. Akşam hep beraber dışarı çıkmaya karar verdiler.
Gün içinde telefonu çaldı durdu Haluk’un. Tüm özel konuşmalarında yanından geçen, hangisinin aradığını soruyordu el kol hareketleriyle. Anlattığı için biraz pişmandı ama bir çıkış yolu bulamamıştı. Gün boyu süren esprilerden sıkıldı, akşamki randevuyu iptal ederek işten izin aldı. Çıkıp bir akşam üstü barına gitti. İçecek siparişi verdi. Barmen tüm gecelerini onun gibi aklı karışmış, üzgün insanlarla geçirdiğinden, bir sıkıntısı olduğunu anlamıştı. Sohbet etmeye başladılar. İçini döktü Haluk, barmen uzun uzun dinledi. Sonunda bir liste yapmasını önerdi. Bu listede iki kadının da iyi ve kötü yönleri yazacaktı.
Her ikisi de güzel ve çekiciydiler. Melda, aslında 5 yıldır sevdiği kadındı. Ancak arkadaş gurubu içinde tanışmış, yıllar geçmesine rağmen bir türlü duygularını itiraf edememişti. Onun kendisini sadece iyi bir dost olarak gördüğünü düşünmüştü. Yazın başında tatile gitmiş ve orada Çiğdem’le tanışmıştı. Aralarında bir çekim oluşmuştu. İstanbul’a birlikte dönmüşlerdi ve aylardır güzel giden bir ilişkileri vardı. Çiğdem ona çok iyi davranan, akıllı ve uysal bir kadındı. Haluk mutlu olsun diye çırpınıyordu. Melda ise, biraz daha hırçın ve asi, biraz başına buyruk, pek fazla otoriteyi sevmeyen, zengin bir ailenin kızı olduğundan zaman zaman şımarıklık yapabilen bir kadındı.
Melda, para kazanmak için değil, vakit geçirmek için kendine bir emlak ofisi açmıştı. Çiğdem ise, mimardı. Kazandığı parayla geçinen, ayakları yere basan, aslında her erkeğin isteyeceği türden biriydi. Mantıklı düşünüldüğünde seçimin Çiğdem’den yana olması gerekiyordu.
Haluk’un anlattıklarını kağıda not alıyordu barmen. Sayfanın ikiye ayrılmış kısmında, olumsuzluklar listesi kalabalık olan Melda’ya karşılık, Çiğdem’in bölümü boş kalmıştı. Çiğdemin kötü tarafının ne olduğunu sordu barmen. Haluk cevap verdi: “ O, Melda değil!”"
dedim.
Gülümsedi sevdiğim, gülümsedi bebeğim. "Evet" dedi, "Çok doğru"...
Yaşanmamışlıklarımda olsa, yaşanmışlıklarımda, pişmanlıklarımda...
Ne olursa olsun.
Ben Seni Herşeyden Daha da Çok Seviyorum Bebeğim, Herşeyim, Sevgilim, Dostum, Eşim...